15 ayda neler oldu?
deli defteri yürümeye başladı. diş çıkardı. agu dedi, mugu dedi. sevenleri oldu, aboneleri filan oldu. dostları oldu. sık sık ağabeylerinden destek aldı. güç aldı. seyit ali aral, alper canıgüz, murat menteş ve toprak ışık bunlardan bazılarıydı. taa paris’ten takdirlerini gönderen hocamız m. şehmuz güzel’i de unutmayalım. onlar sayesinde umutları yeşerdi deli defteri’nin. misafirleri oldu, eli boş gelmeyen misafirler. uğurladıkları da oldu sessizce.
burhan felek, adnan veli, ahmet rasim gibi ustalara da selam gönderdik. sadece ülkemizden değil yurtdışından da okurlar, konuklar buldu kendine dergimiz. bazı yazarları, yolladığımız yalancıktan uçak biletleriyle türkiye’ye getirip deli defteri sayfalarında çay ikram ettik. biz çay ikram ederken onlar bizi güldürdü, biz de onlara minnettar kaldık. ephraim kishon, george s. kaufman, jack handey, woody allen, jerry seinfeld, steven wright, emo philips, henny youngman, rita rudner, mark twain bunlardan sadece bazıları… ve tabi ki üstad fernando sorrentino. arjantin’den gönderdiği selamlarla deli defteri’nin küçük, sevimli yolculuğunda başarılar diledi, sürekli cesaret verdi o samimi satırlarıyla. kendisi ingilizce’yi çok iyi bilmediğini iddia ettiğinden deli defteri için özel olarak istediğimiz özgeçmişini ispanyolca yazarak gönderdi. ayrıca fernando amcanın kendi web sitesinde dergimiz için türkçe’ye çevirdiğimiz bazı hikâyelerini deli defteri sayılarından birinin kapağı ile birlikte yayınladığını ve diğer 18 ülke bayrağı ile birlikte türk bayrağını da orada dalgalandırdığımızı -müsaade ediniz- kıvançla belirtelim. bu usta mizah yazarının hikâyelerini bu sayıda olduğu gibi elimizden geldiğince yayınlamaya devam edeceğiz.
birkaç aydır sizi alıştırdığımız söyleşilere bu ay ara verdik. tembelliğimize verin. ama örneğin gelecek ay yukarıda andığımız kıdemli komedyenlerden biri ile yapılmış bir söyleşinin türkçe çevirisini bulacaksınız. bunun hem onları biraz tanımak hem de farklı bir tat yakalamak adına güzel olacağını düşünüyoruz.bu ay biraz değişik bir içerikle karşınızdayız. örneğin küçük kutular içinde büyük kahkahalara vesile olan alıntılarımız bu sefer biraz daha fazla. sonracığıma, hayri vaka, uzun bir süre önce yazmış olduğu sitcom projesini paylaşmak istedi. bu alıştığınız hayri vaka’dan biraz farklı. ama beğeneceğinizi umuyoruz. bir başka değişiklikse şu: yazılarıyla sizi kendi dünyalarına alıştıran ve tebessüm müptelası yapan kadrolu ve sigortalı birkaç yazarımız, malum finaller ve aşklar mevsimi olduğu için yazılarını yetiştiremediler. ama merak etmeyin temmuz ayında bomba gibi dönecekler. bütün derslerinden geçmiş ve rahatlamış olarak yaza damgalarını vuracaklar. her ne kadar serdar ortaç buna bozulacak olsa da kendisini hayat ve yorgunluğuyla baş başa bırakıp yolumuza devam edeceğiz.
deli defteri adlı bu gülüntrak dergi, kontörsüz, daha da kötüsü bedava sms’siz ve facebook’ta grupsuz kalınmayan, yepisyeni topun kendileri almanya’da yaşayan ailenin balkonuna kaçmadığı günler diler.
iyi haziranlar efendim.
deli defteri yürümeye başladı. diş çıkardı. agu dedi, mugu dedi. sevenleri oldu, aboneleri filan oldu. dostları oldu. sık sık ağabeylerinden destek aldı. güç aldı. seyit ali aral, alper canıgüz, murat menteş ve toprak ışık bunlardan bazılarıydı. taa paris’ten takdirlerini gönderen hocamız m. şehmuz güzel’i de unutmayalım. onlar sayesinde umutları yeşerdi deli defteri’nin. misafirleri oldu, eli boş gelmeyen misafirler. uğurladıkları da oldu sessizce.
burhan felek, adnan veli, ahmet rasim gibi ustalara da selam gönderdik. sadece ülkemizden değil yurtdışından da okurlar, konuklar buldu kendine dergimiz. bazı yazarları, yolladığımız yalancıktan uçak biletleriyle türkiye’ye getirip deli defteri sayfalarında çay ikram ettik. biz çay ikram ederken onlar bizi güldürdü, biz de onlara minnettar kaldık. ephraim kishon, george s. kaufman, jack handey, woody allen, jerry seinfeld, steven wright, emo philips, henny youngman, rita rudner, mark twain bunlardan sadece bazıları… ve tabi ki üstad fernando sorrentino. arjantin’den gönderdiği selamlarla deli defteri’nin küçük, sevimli yolculuğunda başarılar diledi, sürekli cesaret verdi o samimi satırlarıyla. kendisi ingilizce’yi çok iyi bilmediğini iddia ettiğinden deli defteri için özel olarak istediğimiz özgeçmişini ispanyolca yazarak gönderdi. ayrıca fernando amcanın kendi web sitesinde dergimiz için türkçe’ye çevirdiğimiz bazı hikâyelerini deli defteri sayılarından birinin kapağı ile birlikte yayınladığını ve diğer 18 ülke bayrağı ile birlikte türk bayrağını da orada dalgalandırdığımızı -müsaade ediniz- kıvançla belirtelim. bu usta mizah yazarının hikâyelerini bu sayıda olduğu gibi elimizden geldiğince yayınlamaya devam edeceğiz.
birkaç aydır sizi alıştırdığımız söyleşilere bu ay ara verdik. tembelliğimize verin. ama örneğin gelecek ay yukarıda andığımız kıdemli komedyenlerden biri ile yapılmış bir söyleşinin türkçe çevirisini bulacaksınız. bunun hem onları biraz tanımak hem de farklı bir tat yakalamak adına güzel olacağını düşünüyoruz.bu ay biraz değişik bir içerikle karşınızdayız. örneğin küçük kutular içinde büyük kahkahalara vesile olan alıntılarımız bu sefer biraz daha fazla. sonracığıma, hayri vaka, uzun bir süre önce yazmış olduğu sitcom projesini paylaşmak istedi. bu alıştığınız hayri vaka’dan biraz farklı. ama beğeneceğinizi umuyoruz. bir başka değişiklikse şu: yazılarıyla sizi kendi dünyalarına alıştıran ve tebessüm müptelası yapan kadrolu ve sigortalı birkaç yazarımız, malum finaller ve aşklar mevsimi olduğu için yazılarını yetiştiremediler. ama merak etmeyin temmuz ayında bomba gibi dönecekler. bütün derslerinden geçmiş ve rahatlamış olarak yaza damgalarını vuracaklar. her ne kadar serdar ortaç buna bozulacak olsa da kendisini hayat ve yorgunluğuyla baş başa bırakıp yolumuza devam edeceğiz.
deli defteri adlı bu gülüntrak dergi, kontörsüz, daha da kötüsü bedava sms’siz ve facebook’ta grupsuz kalınmayan, yepisyeni topun kendileri almanya’da yaşayan ailenin balkonuna kaçmadığı günler diler.
iyi haziranlar efendim.

0 yorum:
Yorum Gönder