geçenlerde kevin costner, bir reklâm filmi çekimi için türkiye’ye geldiğinde yaptığı basın toplantısında şöyle bir şey söyledi: savaşlar insanoğlunun var olduğu günden beri vardır. ben bu cümleyi söyledikten sonra şöyle diyeceğini sanıyordum; “bu yüzden elimizden bir şey gelmez, güçlünün zayıfı yavaş yavaş yok ettikten ve ortada yok edilecek bir zayıf kalmadıktan sonra barışın gelmesini beklemekten başka çaremiz yok.” oysa aktör böyle demedi: “bunu değiştirmeyi başarabileceğimize inanıyorum” bu konuşma, tipik bir gelişmiş, zengin ülke vatandaşı konuşmasıdır. gerçekçi olmaya çalışarak önce büyük balık küçük balığı yutar mesajı vermek sonra da “ama gene de” diyerek umutlu ve fantastik sözler söyleyerek gönül almak. tıpkı önce dünyanın bir ucunda savaş çıkarıp sonra insani yardım göndermek gibi. hatırlayın eski amerikan başkanı da “bize göklerden gelen kutsal mesajlar var” gibi bir şeyler zırvalamıştı.
gördüğünüz gibi hiç de iç şenlendirici bir giriş yapmadım önsöze. o kadar çok dış gamlandırıcı olay yaşanıyor ki dünyada, için şenlenmesi özel bir çaba gerektiriyor. dünya varolduğundan beri aynı oyun tahtası üzerinde aynı hamleler yapılıyor. önce aptal ve bencil bir adam ya da adamlar bulunur, bir ülkenin başına geçirilir sonra bu aptal adam ve arkadaşları ülkesini zor durumlara sokar, birdenbire ortalık karışır, hoop bazı barışçı ülkeler olaya el koyar ve bu katil ve zorba adamı alaşağı edip ülkeye mutluluk kelebekleri saçarlar. bütün bunlar olurken en başından sonuna kadar hep çocuklar ölür, hep genç fikirler umutsuzluğa düşer. bir yaşlı amca yaklaşır düşünen insanın yanına; “dünya aslında hiç değişmiyor, ne uğraşıyorsun?”
deli defteri’nin bir mizah edebiyatı dergisi olduğunu söylüyoruz sürekli. mizah da edebiyat da, düşünmeyi ve bunu etkili biçimde ifade etmeyi öğretir. bize göre, güldürürken düşündürmenin modası geçmiştir artık. deli defteri şunu savunur; önce düşüneceksin, düşünmeyi gülme anına bırakırsan ne düşünebilir ne de adamakıllı gülebilirsin. ikisi de birbiri içinde harcanacak kadar önemsiz değildir.
doğruyla yanlışın, akla karanın aynı sepette durduğu şu çağda duyarlı olmak gerekiyor. okumak, düşünmek ve tebessüm. tebessüm; anlamanın, farkında olmanın uyarı levhasıdır. ve gün gelir, öyle bir silah olur ki, en birinci süper gücün getirdiğinden daha fiyakalı bir özgürlük ve barış getirir beyinlerimize.
şubat sayımız ile ilk 11’i tamamlamış oluyoruz. 11 aydır ara vermeden size ulaşan deli defteri önce 18’lik kadroyu sonra da bütün takım kafilesini oluşturmayı hedefliyor. 40 haramilere gönderme yapabileceğimiz sayılarda da buluşmaktır dileğimiz. Gelecek ay 1. yaşımızı kutlayacağız. bu ay hediyemiz olan “2008 yılı espri koleksiyonu” gelecek ay için bir hazırlık. sizi hediyeye alıştırıyoruz. mart sayımızda da bir sürprizimiz olacak.
farkındalığa ve tebessüme iyice kendimizi alıştırdığımız bir şubat ayı diliyoruz hepimiz için. delilere karışmamak için biraz deli olmak lazım.
iyi şubatlar.
gördüğünüz gibi hiç de iç şenlendirici bir giriş yapmadım önsöze. o kadar çok dış gamlandırıcı olay yaşanıyor ki dünyada, için şenlenmesi özel bir çaba gerektiriyor. dünya varolduğundan beri aynı oyun tahtası üzerinde aynı hamleler yapılıyor. önce aptal ve bencil bir adam ya da adamlar bulunur, bir ülkenin başına geçirilir sonra bu aptal adam ve arkadaşları ülkesini zor durumlara sokar, birdenbire ortalık karışır, hoop bazı barışçı ülkeler olaya el koyar ve bu katil ve zorba adamı alaşağı edip ülkeye mutluluk kelebekleri saçarlar. bütün bunlar olurken en başından sonuna kadar hep çocuklar ölür, hep genç fikirler umutsuzluğa düşer. bir yaşlı amca yaklaşır düşünen insanın yanına; “dünya aslında hiç değişmiyor, ne uğraşıyorsun?”
deli defteri’nin bir mizah edebiyatı dergisi olduğunu söylüyoruz sürekli. mizah da edebiyat da, düşünmeyi ve bunu etkili biçimde ifade etmeyi öğretir. bize göre, güldürürken düşündürmenin modası geçmiştir artık. deli defteri şunu savunur; önce düşüneceksin, düşünmeyi gülme anına bırakırsan ne düşünebilir ne de adamakıllı gülebilirsin. ikisi de birbiri içinde harcanacak kadar önemsiz değildir.
doğruyla yanlışın, akla karanın aynı sepette durduğu şu çağda duyarlı olmak gerekiyor. okumak, düşünmek ve tebessüm. tebessüm; anlamanın, farkında olmanın uyarı levhasıdır. ve gün gelir, öyle bir silah olur ki, en birinci süper gücün getirdiğinden daha fiyakalı bir özgürlük ve barış getirir beyinlerimize.
şubat sayımız ile ilk 11’i tamamlamış oluyoruz. 11 aydır ara vermeden size ulaşan deli defteri önce 18’lik kadroyu sonra da bütün takım kafilesini oluşturmayı hedefliyor. 40 haramilere gönderme yapabileceğimiz sayılarda da buluşmaktır dileğimiz. Gelecek ay 1. yaşımızı kutlayacağız. bu ay hediyemiz olan “2008 yılı espri koleksiyonu” gelecek ay için bir hazırlık. sizi hediyeye alıştırıyoruz. mart sayımızda da bir sürprizimiz olacak.
farkındalığa ve tebessüme iyice kendimizi alıştırdığımız bir şubat ayı diliyoruz hepimiz için. delilere karışmamak için biraz deli olmak lazım.
iyi şubatlar.

0 yorum:
Yorum Gönder