12 Eylül 2008 Cuma

eylül sayısı geldi haanım!

dünya futboluna şöyle bir bakarsanız, hatta basketbola, 7 numaralı formayı hep yıldız futbolcuların giydiğini görürsünüz. 7’nin özelliği nedir diye düşünürüm hep, yedi cücelerle bir ilgisi olması pek muhtemel değil, ama 7 rakamına masallarda sıkça rastlanması bilinen bir şey.

bu ay deli defteri ne kadar masalsı ya da fuleli adımlarla ceza alanına girme yeteneği ne durumda bilmiyorum, ama işte yedinci sayımızla buradayız. burası neresi? burası o güzel yüreğinizin o pırpırlı sevecenliğini ilettiği son istasyon, bütün mektupların vuslatı, bütün postacıların bildiği o en meşhur adres: elleriniz. (ve işte yağcı yayıncılık dalında bu yılın oskarı goes to deli defteri )

eylül ayı geldi çattı. çattı pattı kaç attı? ramazan başladı, bu yazının yazarı hala bir tek davul sesi duymadı, nerde o eski ramazanlar, nerde o eski promosyonlar, nerde o eski pide kuyrukları gibi sorular uzayıp gitti. okullar açıldı, milli takım ermenistan’ı yendi, yaz bitti, saz bitti, söz bitti, okullarla birlikte oyunlar da başladı. bir medya patronu bir başbakanın topunu aldı, başbakan da onun misketlerini kaptı, misketlerini kaptıran patron kaldırıma oturup ağlamaya başladı, o ağlayınca mahalleli toplandı, toptu misketti ortalık toz duman oldu. çocuklardan biri misketlerin avukatı, bir başkası topun savcısı oldu. herkes şöyle düşündü: zil ne zaman çalacak?

eylül bu sene alpay’la (hani şu eylülde geeeel diye şarkı söyleyen sonbahar sesli şarkıcı) değil yüklü gündemiyle geldi. alpay deyince cansel, cansel deyince akın sel geldi beynin hınzır hafıza odacıklarına. başka işi yokmuş gibi bu yazının yazarının, nerde ki bunların hepsi şimdi diye manasız düşüncelere daldı. eylül gelince diziler de geldi, milli eğitim bakanlığı tavsiyeli 100 temel eser mi okuyoruz, dizi mi izliyoruz gibisinden bir zihin karıncalanması yaşandı. sonracığıma, hafiften clark gable’ın şişman, biraz da gözlüklü halini andıran bir belediye başkanı önüne geleni içmeye başladı, içe içe şişti. başı sıkışanın içmeye davranması su içene yılan bile dokunmaz sözünün arkasına mı sığındıkları sorusunu getirdi akıllara. çay mı radyasyonlu? iç, su mu arsenikli? iç, çorbanın içine sinek mi kaçmış? iç anam iç… küçük bir sinek yahu, tadı pek güzel değil ama öldürmez, iç yavrucuğum, uyu yavrucuğum.

bu sms kaygılı girişten sonra birazcık da bu ayki yazılardan bahsedelim. çilek çilli, amerika turuna komşularıyla devam ediyor. “gaydanın sesi uzaktan hoş gelir”, komşulara ve atasözlerine güzel bir güzelleme. bu ay ertem ümit geri döndü. kendisinin yalancısı olmaya kalkarsak bundan sonra her ay düzenli olarak yazacağına söz verdi. (söz uçar, uğur uçar, yazı kalır. yazı, senet gibidir. ) “82 model anadol”, ertem’in sonbahar aromalı, hüzn-ü komik yazısının başlığı. sabriye kerebiç, ali sami yen stadı’ndan bildiriyor bu sayıda. bir alman, bir ingiliz ve bir sosyolog ali sami yen stadı’nda buluşmuşlar tadında… tadında diyorum çünkü beynelminel bir şey beklemeyiniz efendim. hayri vaka kene avında, hayri vaka fare peşinde’den sonra bu sayıda serimize devam ediyoruz; hayri vaka çevreci. “körolası çöpçüler”, çöp kamyonları ile fantastik bir yolculuk vaat ediyor. prof. dr. felsettin zofiya, bu sayıda beklemede. “koca ömür; bir çuval kömür” adlı yazısı beklemek mevzusunu deşiklemiş. edip üryanî, bu ay ephraim kishon’dan selam getiriyor gene. kishon, “zincirleme kaza” ile dergimizin bu seferki yabancı kontenjanı. arka kapakta çok genç bir şairden çok genç bir şiir var. “ritüel”. can sever, bundan sonra da bizimle olacak. can sever şiir sever, siz de can’ı seversiniz umarız.

bizi duyumsayın. bizi umursayın. bizi okuyun. bize buyrun. çok rica ediyoruz.
ekim’de hava biraz daha serinler, uzun kolluları ütüleyin derim. bol pideli, biraz deli, esenlikli günler dileriz. görüşmek ve gülüşmek üzere…

deli defteri’ni nerede bulabilirsiniz?

ankara; vadi, birleşik ve turhan kitabevleri.
izmir; yakın kitabevi.
trabzon; fanzin cafe.
istanbul; mefisto taksim ve simurg kitabevleri.
eskişehir; adımlar ve insancıl kitabevleri.
sakarya; değişim kitabevi.

delidefteri@gmail.com

0 yorum: